Lilypie 1st Birthday Ticker

29 Ağustos 2007

Hiç birşey hakkında...

Biliyorum yine açtım arayı. Ama inanın bu aralar hayatımda hiçbir atraksiyon yok. Ne yazsam diye düşünüp duruyorum günlerdir. O yüzden bu post biraz hiç birşey hakkında olacak.

Annemler hala yazlıkta. Babam biraz rahatsızmış. Hani yazmıştım çok ağır hastalık dönemi geçirdi diye. O rahatsızlığıyla ilgili problemler zaman zaman ortaya çıkıyor. Endişeleniyorum.

İşler bir yoğun bir sakin, günler su gibi akıyor. Hiç anlamadan akşam oluyor. Zamanın bu hızına yetişemiyorum. Allahım yaşlanıyorum.

Son 2 haftadır doğru düzgün şöyle sulu soslu salçalı bir ev yemeği yiyemiyorum. Yemek yapamadığım için sürekli dışarıdan yemek zorunda kaldık. Yada evde yesek bile hep yapımı pratik olan kızartma türü şeyler. İçim kurudu. Yarın çorba yapacağım.

Haa bu arada yarın iş yok. Ne güzel. Keşke cuma günüde tatil olsaydı. İzinmi alsam acaba?

Geçen Arpam dedi ki, yaa aşkım ne olur yazbitmesin deme. Yaz bitsin yağmurlar başlasın artık :) Aaa hakikaten yaa dedim. Evren bloğumun adını bir dilek olarak mı algıladı acaba? (secreta selam olsun)
Bloğumun adını Su bitmesin olarak değiştirebilirim heran :)

Dün reisi cumhur seçildi. Hayırlısı olsun inşallah. İkinci bir travmayı kaldıramayacağım için, bu kez kendimi ikna etmeyi başardım. Belki iyi olur dedim kendime, önyargılı olma.

Ne istediğimi bilmiyorum sanki bu aralar. Hem mutluyum hem sıkıntılı. Amaan neyse ince düşünmeyeyim. Siz neler yaptınız bir dolaşayım hemen. İyi geliyorsunuz bana...

17 Ağustos 2007

Dikkat! Acemi Sürücü

Yeni bir yıla başlarken mutlaka o yıl için kendime gayet makul hedefler koyarım. Bu yıl içinde birkaç tane hedefim vardı. Mesela istediğim bir tatil vardı onu çok şükür gerçekleştirdik. Tatile çıkana kadar bazı sorunlar yaşasak ta çıktıktan sonraki kısmı çok iyi geçti ve hala gezdiğimiz gördüğümüz yerleri düşündükçe mutlu oluyorum. Ama bir hedefim var ki bunu kaç yıldır başaramıyorum. Araba kullanmak…

Ehliyetimi almak için bir sürücü kursuna başvurduğumda henüz 18 yaşımı doldurmama 2 hafta vardı. İtiraf edeyim teorik derslere doğru düzgün katılamamıştım ama direksiyon derslerini hiç kaçırmadım. Böyle olmasına rağmen tüm sınavlardan başarıyla geçip ehliyetimi aldım. Ehliyetimi alalı 13 yıl oluyor. Ama sonuçta araba kullanabilmek için bir sürücü belgesinin olması yeterli değil. Yeterli de olmamalı zaten.

Boş arazide araba kullanma faslını çoktan geçtim. Şu anda bazı geceler bir yerden dönerken yollar nispeten boş oluyor arabayı ben devralıyorum ama tabi yakın mesafelerde. Ama trafiğe çıkacak cesareti kendimde hiç bulamıyorum. Zaten kendini yeterli hissetmeden trafiğe çıkmak için deli cesareti göstermek doğru gelmiyor bana. Arabayı ehliyeti alıp, daha önce hiç araba kullanma tecrübesi olmadan hemen trafiğe çıkan insanlara çoğu kişi gıptayla bakar ama ne yalan söyliyeyim ben iyi bir trafik eğitimi almadan çıkılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bir arkadaşım arabasını aldığında hiç pratiği yoktu. Ertesi gün mesaimizin bitiminde bana o kadar ısrar etti ki, ne olduğunu anlamadan kendimi Nişantaşı nın göbeğinde saat 18:00 trafiğinde buldum. Arkadaşımın arabasındayım ve direksiyonda da kendisi :) Öyle bir yapışmıştım ki koltuğa indiğim de bacaklarım tutmuyordu. Birkaç ay sonra geliştirdi kendini artık rahatça araba kullanabiliyordu fakat bir gün çok feci sonuçlanabilecek bir kazanın eşiğinden döndük onunla. O zaman bile cesareti kırılmadı hiçbir şey olmamış gibi devam etti arabasını kullanmaya. Bir kez de ufak bir kaza atlattık. Bendeki de ne cesaret yani hem korkuyorum hem de onu yalnız bırakmak istemiyorum. Öyle böyle öğrendi araba kullanmayı usta şoför oldu. Sanırım ben onun yüzünden bu gün araba kullanamıyorum :) Mala gelsin ama ya cana gelirse diye çok korkuyorum.

Bazen düşünüyorum da araba üreticileri isteseler hasar görmeyen, kaza anında cana ve mala zarar vermeyen arabalar üretebilirdi. Belki bu bir fantezi ama olamazmıydı yani. Sonuçta uzaya çıkılıp, koyun klonlanıyor günümüzde. Mesela bir arabanın etrafı sünger gibi yumuşak bir maddeyle kaplanamaz mıydı? Ya da darbe aldığında ezilmeyecek sertlikte bir kaplama yapılamaz mıydı? Yapılmamasının sebebinin ticari olduğunu düşünüyorum. Bir araç zarar görmeli ki bu sanayi para kazanabilsin. Bunun yanında sigorta şirketleri var, Allah korusun hastaneler var, ilaç şirketleri var. Belki bunlar benim komplo teorilerimdir bilemem ama yaşadığımız bu yeni dünya düzeninde, bu gerçekleri görsek bile ne yapabiliriz ki hedef kitle ve dolayısıyla tüketici olmaktan başka.

Neyse konu dağılmasın. Ben bir sürücü eğitimi almayı düşünüyorum. Eğer o zaman da olmazsa potansiyel bir trafik canavarı olacağım kesinleşir ve vazgeçerim bu işten. Sizce bir Direksiyon hocasından eğitim alsam faydasını görebilir miyim? Ne dersiniz?

13 Ağustos 2007

Mucize...

Geçen sabah evden çıkıp işime doğru yol almışken, gökyüzünden gelip koluma şlapp diye yapışan sıcak sıvının ne olduğunu anlamamla birlikte, bir kuş tarafından şanslı kişi seçildiğimi de anlamam bir oldu. Öyle hacimliydi ki, güvercin gibi küçücük bir kuştan bu kadarının çıkmayacağını düşünerek, bunu yapanın bir martı olduğuna karar verdim.
Tam sinirlenip böyle şeyler neden benim başıma gelir diye hayıflanıyordum ki işin iyi tarafından bakıp şükrettim. Çünkü o kadar büyük ve alacalı renklere sahip malum sıvı, sağ kolumun çıplak kısmına denk gelmişti. 2 cm daha yukarıya gelse saçlarım, 4 cm sağa kaysa bluzumun komple ön tarafı, yarım adım sonraya denk gelse muhtemelen eteğimin arka tarafı olduğu gibi mahvolacaktı. Hayır eve dönüp kıyafetimi değiştirmeye vaktim olmadığı için, gayet usturuplu bir yere hacetini ettiğinden dolayı kuşa neredeyse teşekkür edecektim.
Şimdi alt tarafı bir kuş şeyetmiş niye bu kadar abartıyor diyebilirsiniz. Benim başıma ilk kez geldi de ondan.
Tabi kolumu temizledikten sonra ilk aklıma gelen şey hemen bir şans oyunu oynamak oldu. Durur muyum sayısal oynadım tabi. Sonuçlar iki gün önce belli oldu ama ben hala bakmadım. Şu anda zengin biri olabilirim :) Bu ihtimali düşünmek bile mutlu ediyor. Umut ne yüce bir duygu ki insana yaşama sevinci veriyor. Bir mucize olabilir ve bana çıkmış olabilir. Neden olmasın? Gerçi şans oyunlarıyla gelen paraların huya gideceğine inanırım ben hep ama şu da var ki, akıllı yatırımlar yaptıktan sonra neden huya gitsin :) Şaka bir yana çıkmasa da olur tabi. Benim çok daha önemli mucizelerim oldu bu hayatta. Onlar bana ömrümün sonuna kadar yeter.

Mesela; dibe vurduğum dönemde karşıma çıkıp bana uzanan ve ölene kadar bırakmak istemediğim bir çift sıcacık el, aşkımm. Mesela hayatımın bir başka dönüm noktası olan sınavın başvurusunun son günü olduğunu bana söyleyen kişi, benimde başvurunun bitmesine son 5 dk. kala yetişmem ve o sınavın son kez yapılıp tamamen kaldırılmasının benim girdiğim yıla denk gelmesi. Mesela babamın 3 ay hiç gözlerini açmadan yoğun bakımda yaşam mücadelesi vermeye çalıştığı sırada bize, artık babanız her an vefat edebilir diyen doktorun, 2 yıl sonra bile babamı her kontrol günü gördüğünde hala telafuz ettiği kelime. Mucize…

Ben mucizelere inanıyorum. Dünya ne kadar çığırından çıkmış olsa da, her şey güzel olacak buna inanıyorum. Tüm bunları yazmamın secret ı okuyor olmamla bir ilgisi yok:) İçimden geldi sadece. Umarım herkes birgün kalbindeki mucizelere kavuşur.

Sevgiler…

08 Ağustos 2007

Geçtiğimiz hafta sonu annemlerin yazlığına gittik Arpamla. Ablamlar da oradaydı. Süper bir hafta sonu geçirdik. Biraz kalabalık oluyor bizim toplanmalarımız. Daha önce de demiştim tam bir İtalyan ailesi gibiyiz. Ama yine de çok keyifli oluyor.

Prenses yeğenimin doğum günüydü. Yanımda bir gece önceden hazırladığım pandispanya ve diğer malzemeleri götürdüm. Orada pastasını hazırladım gözlerine inanamadı :) çok mutlu oldu. Resimleri henüz bilgisayara aktarmadık. Aktarsaydık eklerdim. Neyse orada edindiği arkadaşlarıyla birlikte kutladık doğumgününü.

Dönüş yolunda her zaman alışveriş yaptığımız bir tarla var. Sahipleri yol üstünde olan tarlalarının önüne tezgah açmışlar. Her türlü taze meyve ve sebze satıyorlar. İstersen tarlaya girip domates toplayıp satın alabiliyorsun. Ben bu kez toplanmışlardan aldım. Rende yapıp buzluğa koyacağım. Mis gibi kokuyorlar. Domates kokusunu hatırladım resmen.

Yolda Af.ga.nis.tanda asker olan yeğenim aradı. Teyze saldırıya uğradık. Küçük bir çatışma yaşandı. İh.las Ha.ber Ajansı burada. Haberlerde çıkarsa merak etmeyin ben iyiyim dedi. Ama bu kez haberlerde ya da gazetede çıkmadı. Zaten ateş eden kişi Türk olduklarını anlayınca ateşi kesmiş. Allahım hayırlısıyla bir dönse…

The Secret adlı kitaba karşı çok önyargılı olmama rağmen okumaya başladım. Renklerciğim de tavsiye etmişti. Kitap iyi gidiyor şimdilik. Diyelim ki anlatılanlar hayal ürünü. Öyle olsa bile sonuçta insanı pozitif düşünmeye sevk ediyor. Bu açıdan bakınca bile güzel bir kitap. Ama ne yalan söyliyim ben anlatılanların yalan olduğuna inanmıyorum. Faydalı yani.

Sanırım yaz bitiyor :( çok çabuk geçti…

Tatil istiyorum ühüü. Değişik yerlere gidip sürprizler yaşamak istiyorum yine :) Sürprizler dedim de aklıma geldi. Bir tatilimizde yaşadığımız rafting anımız var. Birdahaki postta onu anlatayım. Hem bende de anılar canlanır iyi gelir belki :)

Haa aklıma geldide geçenlerde bir programa rastladık. Adı güldür bakalımdı sanırım. Peker, Özgü Namal, Levent Kırca, Müjdat Gezen birde avrupa yakasındaki Selin vardı (adını unuttum). O nasıl bir seviyesizlikti yahu. Valla birşey anlamadık biz. Rol mü yapıyorlardı? yoksa doğal hallerimiydi? İzleyen var mı?
Free Counters
--------------------------------------------------------------------------------
eXTReMe Tracker
-------------------------------------------------------------------------------