Lilypie 1st Birthday Ticker

30 Ekim 2006

Ne zamandır beklediğim bayramda geçti gitti. Artık öbür bayramı bekliyorum ama yılbaşı gecesi bayramın ilk gününe denk geliyor bu kötü oldu.

Çabucak bitti beş gün. Hiçbir şey anlamadım. Bir yerlere kaçsak mı diye düşündük baştan sonra vazgeçtik. Aile ziyaretleriyle ve arkadaşlarla vaktimizi geçirdik. Bloğuma hiç zaman ayıramadım bu süre içerisinde. Evdeki bağlantı da sorun var işyerinde ise beni bekleyen işlerden dolayı bir türlü ilgilenemedim.

Hafta sonu Yogurtland den festane şekeri tarifini denedim. Çok uğraşmama rağmen sonuç çok kötü oldu. Tarife aynen uydum ama neden olmadı anlamadım. bir şeyleri yanlış yaptım herhalde. Yada benim damak tadıma uymadı bilmiyorum. Zaten Arpa Bey kuru fasulyeli tatlı yapmaya çalışmama bile anlam veremedi :) hayır sonucunda ortaya çok güzel bir şey çıksa gam yemem de olduğu gibi çöpe gidince emeğime de acımadım değil. Neyse buda tecrübe oldu. Ama mutfak ta zaman geçirmek hoşuma gidiyor. Değişik şeyler denemek ve ortaya bir şeyler çıkartmak iyi hissettiriyor ama çoookk çalışmam lazım çok :)

20 Ekim 2006

Bayram süresince yokum. Herkese şeker tadında güzel bayramlar dilerim :)

12 Ekim 2006

Hayal Kırıklığı...

Özelimi anlattığım insan çok azdır. Eşim ve ailem en büyük dert ortağım. Birde birkaç iyi arkadaşımın dışında çevremdeki kimseyle problemlerimi, üzüntümü, ya da bazen mutluluğumu paylaşmam paylaşamam. Buda benim yapım. Arkadaşlık yapacağım insanlar konusunda çok seçiciyimdir. Herkesle hemen samimi olamam.
Bir arkadaşım var çok severim kendisini. Çok da sık görüşüyoruz ailece. Fakat beni hayal kırıklığına uğrattı. Henüz başkalarının bilmesini istemediğim birşeyi uluorta anlattı. Tamam kötü niyetli değildi belki. Sadece çok konuşan çok hata yapar denir ya oda boş boş konuşurken pat diye ağzından çıkıverdi. Anlattığı konu da aslında çok gizli bir şey değildi fakat ona söylerken, bunu şimdilik kimse bilmiyor sadece benim kafamdaki bir plan eğer gerçekleştirirsem herkese anlatıcam diye de belirtmiştim. Demek ki ona güvenemiycem bu konuda. Bu beni çok üzdü. Hemen soğudum ne yazık ki. Belki de bazen insanları olduğu gibi kabul etmek gerekiyor ve onun karakterine göre önlemini alarak arkadaşlık etmek gerekiyor. Yine de hayal kırıklığına uğradım.

09 Ekim 2006

İftariyelik ve kazık...


Ramazan ayını oldum olası çok sevmişimdir. Özellikle tüm ailenin bir arada olduğu güzel bir iftar sofrasındaysam. Hafta sonu ablamda iftara davetliydik. Bütün aile çoluk-çocuk herkes bir arada. Biz kalabalık bir aileyiz. Babam bir ara bu manzaraya bakıp duygulandı ve anneme eeee hanım 62 senesinde sadece iki kişi olarak başladık hayata birde şu hale bak dedi. Biz kardeşler, hepimizin eşleri ve çocuklar bir araya gelince öyle güzel bir topluluk olduk ki. Allahım tadımızı bozmasın inşallah. Ablam süper bir masa hazırlamıştı resimlerini çekecektim ama maalesef foto makinemin şarjı bitti.

Ramazan ayında hep güzel yemekler yapıp iştah açıcı sofralar hazırlamak istemişimdir ama maalesef buna yetecek zamanım olmuyor. Bu yüzden çoğunlukla dışarıda yemek zorunda kalıyoruz. Uyanık ve açgözlü restaurant işletmeleri yüzünden dışarıda yemekten nefret ediyorum. Ramazan ayında fiyatlar hemen fırlayıveriyor, masaya iftariyelik adında ıvır zıvır şeyler konulup dünyanın parası alınıyor. Bu tür işletmeler en kolay kazıklanacak zamanın ramazan ayı olduğunu keşfetmişler herhalde. Tabi insanlar aç aç yer arayacak hali yok birde iftar vakti yaklaşmışsa yolunun üstünde neresi varsa oraya dalıyor. Kazıklandığını hesabı istedikten sonra fark ediyor. Bizim gibi…

Cuma akşamı iftara az bir zaman kala yolumuzun üzerindeki Kozyatağı Köz restauranta (yada kebap tam hatırlamıyorum) girdik. İki kişilik masaya oturduk. Masada küçücük bir tabakta salata vardı. Birde yine küçücük bir tabakta hani şu minik tereyağ ve reçel kutuları vardır ya (bkz. Resim) işte o neyidüğü belirsiz minik bir adet tereyağı bir adet bal bir adet reçel iki adet de zeytin olan sözde iftariyelik! Tabağı vardı. Çok az yememize rağmen gelen hesap 30 YTL civarındaydı. (Bilmediğim yerlerde pek yiyemiyorum) Sırf minicik salata için 8 YTL, o içinde toplasan 50 kuruşluk malzeme olmayan reçel tabağından ise tam 4 YTL almışlar. Yani sırf 12 YTL bizim isteğimiz dışında masaya konulan iftariyeliklere ödemiş olduk. Hatta bir tanesine bile dokunmadan. Salatadan bir iki çatal aldık sadece diğer reçel ıvır zıvırına dokunmadık bile.
Sinirleniyorum ben böyle olunca. Neden bu tür şeyler fırsat bilinip insanlar kazıklanıyor ki. O bildiğin sıradan çoban salatasının normalde değeri omu? Ramazan harici günlerde yemeye kalksam küçücük bir tabak salatadan 8 YTL mi alacaksın? Niye ramazan ayında alıyorsun? Allah gözünü doyursun. Kazıklama zihniyetini bırakın artık helal para kazanın biraz. Tamam hamama giren terler. Ben ödediğim parada değilim. Zaten öyle bir derdim olsa içeri bile girmezdim. Ama bu kazıklama zihniyetinden, suistimalden nefret ediyorum artık. Hadi ben gidip yiyebiliyorum ya yiyemeyenler. Neden herkes alıp çoluğunu çocuğunu gidip de bir mekan da yemek yiyemesin. Sadece parası olanlar gelsin diyorsan yazıklar olsun sana zaten. Bak yazarken bile sinirlendim.


Edit: Bundan sonra memnun kaldığımız yada kalmadığımız yerleri buraya yazmaya karar verdim.


05 Ekim 2006

Görmemişin paint i olmuş :)


İşte buda üçüncüsü. Beğendik dediniz ya bende durmadan çiziktiririm şimdi :) hatta bıktırırım sizi :) Şaka bir yana inşallah boş bir vakit bulsam yağlıboya çalışmayı çok istiyorum. Nekadar başarılı olurum bilmiyorum ama isteğim var enazından.

Aşağıdaki çalışmam da hani standart giyinen, saçı başı hepsi birbirinin aynı olan yeni nesil genç kızlarımız var ya işte onların (bana göre) bir tasviri :)


04 Ekim 2006

Eserlerim :)

Çocukluğumdan beri resim yapmayı çok seviyorum. Amatör olarak yaptığım birkaç karakalem denemem bile var evde :) Boş bir zamanımda da aşağıdaki sanatsal çalışmaları yaptım paint de. Mouse ile birşeyler çizmeye elimi alıştırmak istiyorum. Bunlar da ilk denemelerim :)





02 Ekim 2006

Gelecek kaygısı

Haftasonu yolumuz Eyüp Sultana düştü. Gözlerimize inanamadık. İnsanlar resmen caminin avlusunu ve çevredeki mezarlıkları piknik alanına çevirmişler. Anlatmakla olmaz görmek lazım. Resmen yerlerde oturmuşlar çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek dolmalarmı dersin böreklermi dersin. Hatta tencerelerle yemekler bile getirmişlerdi. Orada salata yapmaya çalışan kadınlar bile vardı. Bir mangalları eksikti korkarım yakında oda olur. her şeyin b.kunu çıkarıyoruz milletçe. Be arkadaş orası mesire yerimi orada karnını doyurmasan ölürmüsün. Duanımı edicen namazmı kılıcan ne yapacaksan yap git evinde ye. Ya da önce ye sonra gel. Güzelim caminin ve çevresinin içine etmişler afedersiniz.
Eyüp Sultan çıkışında yol bizi Feshaneye götürdü. İlk açıldığında ben bir kez gitmiştim ama koca hiç gitmemiş. Hadi girelim dedik. Belediye iyi çalışmış. Bir sürü otopark görevlisi araçları yönlendiriyor, boş yerleri gösteriyordu. Feshanenin içinde de aynı şekilde görevliler, kalabalığı yönlendiriyordu. Binanın içinde birçok gösteri salonu var. Bir tanesinde mehter gösterisine denk geldik ki ben çok severim. Gösteriden sonra adını yanlış hatırlamıyorsam Prof. Dr. Emin Işık küçük bir konuşma yaptı. Bilinçli vatandaş olmak, memleket sevgisi, insan sevgisi, birlik beraberlik konularında oldukça güzel şeyler söyledi. Fakat bu konuşma süresince insanlar onu çekirdek çitleyerek ve kendi aralarında sohbet ederek dinledi! Ve hatta konuşma bitmeden çoğu sıkılıp salonu terk etmişti bile. 5 dakikacık dayanamadılar. Bunların haricinde bizi rahatsız ve şok eden bir sürü olayla karşılaştık. Başkalarına ve çevreye saygı denilen bir şey kalmamış. İnsanlar o kadar bencil olmuşlar ki şaşırdık kaldık. Uzun zamandır böyle kalabalık güruhun arasında kalmamıştık sanırım birazda o yüzden sudan çıkmış balığa döndük. Ve acı gerçeklerle bir kez daha yüz yüze geldik. İstanbul bizi hak etmeyecek kadar güzel bir şehir. Yani uzun lafın kısası bizden ne köy olur ne kasaba. Gelecek kaygısıyla o geceyi bitirdik.
Free Counters
--------------------------------------------------------------------------------
eXTReMe Tracker
-------------------------------------------------------------------------------