Lilypie 1st Birthday Ticker

29 Nisan 2006

Happy birtday to me :)



İyiki doğdum canım kendimim :)

28 Nisan 2006

Çok yalnızım be blogum...



Canım sıkkın. Kocişi göremiyorum bu aralar çok yoğun eve gelişi çok geç saatleri buluyor. O saate kadar dayanıp beklemeye çalışıyorum ama uyuyakalıyorum hep koltukta. İki laf edemez olduk. Tek başıma evde canım sıkılıyor. Oyalanacak birşeyler buluyorum ama yinede evin direği olmadan olmuyor işte. Offf bunaldım. Nereye kadar sürecek böyle bilmiyorum. Ben kocamı istiyorum. Birde resimdeki terlikleri :)

27 Nisan 2006

Telaffuz hataları...


Yukarıdaki resimi gördüğümde, birçok kişi tarafından yapılan ve artık yanlış haliyle kanıksanmış telaffuz hataları geldi aklıma. (Gerçi bu arkadaş çok kararsız kalmış egsoz, ekzoz, egzos, eksoz, :)) Misal;

Herkes-herkez
Şarj-şarz
Bıçak-pıçak
Bisküvi-püsküüt
Kolonya-kolanya
Sürpriz-süpriz
Eşofman-eşortman
Portmanto-fortmanto

Aklıma ilk gelenler bunlar oldu. Mesela ben bazen şarz derim şarj yerine :) Daha kolay söyleniyor olması hafifletici neden değil tabi :) Bu postun verdiği mesaj da Türkçemize sahip çıkalım olsun. (nasıl bağlıyacağımı bilemedim :) )

26 Nisan 2006

40 yolcunun hayatı senin elinde :))

Bana gelen geyik maillerden biri, ama buna çok güldüm :))


hollywood'un yüzlerce kez işlediği; "uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri merkezden telsiz talimatıyla uçağı indirir" klişesinin uyarlanmış hali. ABD de olur da TR de olmaz mı…


- aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum. Kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.

+ evlat sakin ol, muavin orda mı?

- hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!

+ tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. Şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.

- ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!

+ düşsün peze...! oraya senin oturman lazım.

- tamam, oturdum. Şimdi ne yapmalıyım?

+ direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.

- tuttum. Çok eğlenceli görünüyor ehu

+ evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. Şimdi; önündeki panelde bir çok gösterge var değil mi? tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor orda?

- bismillahirrahmanirrahim.

+ hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?

- sıfır.

+ nasıl sıfır? dikkatli bak.

- sıfır, gerçekten sıfır. Ölecek miyiz?

+ otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!

- duruyooor

+ kalk si.tir git eşşoğlueşşek! bize de panik yaptırdın. şoför uyanınca devam edersiniz.

24 Nisan 2006

Hayal...

Dağı, denizi, güneşi ve yeşili olan bir yerde küçük bir evimiz olsa ama bize yetse, ah bir odamız daha olsaydı demesem. Bir bahçesi olsa evimizi içine alan. Ön tarafta erguvanlar, hanımelleri, limon ağacı. Yatak odamın camından limonlara dokunabilsem. Limon ağacının hemen yanında kameriyemiz, üstünden bordo üzümler sarksa. Oturduğum yerden uzanıp bir tane koparabilsem salkımdan. Ahşap masamız olsa kameriye de, ama mutlaka ahşap. Büyük minderli rahat oturaklar masamızın etrafında, ama sandalye olsun istemem. Arka bahçede bir kaç ekimlik alan. Bir kısmında domates, biraz biber, biraz maydonoz, nane ve fesleğen haa birazda taze soğan balık yanına salata için. 2 çocuğumuz olsa, biri kız biri erkek ama kız olan büyük olsa. Upuzun saçları, narin bedeni, küçücük yüzü, kocaman gözleri olsa. Erkek olan haşarı biraz da bilmiş olsa. Babası mutfağımız için raf yaparken yardım etse mesela. Bizde anne kız kurabiye ve tarçın çayı yapsak saat 5 için. Çocukları uyutunca kameriye de oturup, soğuttuğumuz biraları yudumlarken, okuduğumuz kitapları anlatsak birbirimize yada ne bileyim, ben o gün neler yaptığımı anlatsam. Çaya gelen Nermin hanımın gevezeliğinden yakınsam muzipce, oda gülse, bende gülsem, hep gülsek. Sarılsak sonra birbirimize. Radyoda ince bir müzik, sahilden gelen deniz kokusu, cırcırların sesi. Omuzunda gözlerimi kapasam. Kokusunu içime çeksem, denizden daha derin. İşte benim hayalim...

21 Nisan 2006

Bilinçaltım çıldırmış olmalı :)

Sevgili karalama defterim. Bugün sana dün gece gördüğüm bir rüyayı yazacağım. Uyurken canım sıkılmasın diye gördüğüm rüyalardan bir tanesiydi :) ama uzadıkça uzadı, olaylar birbirine karıştı, salak bir hal aldı canım benim. Önce evimin yatak odasındayız I. nolu ablamla, ve birden yatak odamız milyon vede trilyonlarca minik sevimsiz siyah böcüklerle doluverdi. Bu arada bende kitinofobi (böcük fobisi) olduğunu da belirteyim. Sonra ben fırıldak gibi dört dönüyorum odanın içinde çığlık ataraktan. I. nolu ablam diyor ki korkma bunlar böcek değil. Nasıl yani diyorum ben e basbaya böcek işte. II. nolu ablam geliyor ve diyor ki korkma kardeşim bunlar böcük değil bunlar damla çikolata. Ben alık alık bakarken bir tanesini alıp yiyor II. nolu ablam. Hmmm çok da güzelmiş damla çikolata falan da diyor yerken beni sakinleştirmek için. Sonra bir bakıyorum ki böcükler gerçekten de damla çikolata olmuşlar. Allah allah diyorum nasıl oldu ki bu şimdi diye düşünürken I. nolu ablam geliyor tekrar odaya ve diyor ki bunlar aslında damla çikolata da değil diyor ve elindeki şeyi gösterip aslında bunlar bunun kakası diyor. Elindekine bir bakıyorum ki bir kirpi. Dumur dan dumura koşuyorum yine. Nasıl diyorum yaa nasıl yani. Çıldırtmayın lan beni. Sonra I. nolu ablam yine elindeki kirpiyi işaret ederkten bak kardeşim bunlar kirpinin kakası bak hatta şu anda bile yapıyo diyor. Bir bakıyorum ki kirpinin poposuna gerçekten de resmen kakasını yapıyor hayvan :) allahım çıldırcam diyorum yaa bırakın diyorum ablamlara ben uyancam yaa bırakın beni. I. nolu ablam diyor ki dur canımın içi daha bitmedi daha kirpinin poposunu temizliycez. Çığlıklarımı atıyorum ama hemen dibimde fosurdayan koca duymuyor tabi. Duysunda uyandırsın beni bu kabustan istiyorum. Sonra tamamen kendi çabalarımla ablalarımdan kurtulup uyanıyorum :) bir ohh çekiyorum. Sonra diyorum ki, heralde koca yorganı kendine fazla çekti bende açıkta kaldım :)

20 Nisan 2006

Şaşırtmacalı mantıkımsı...

Yaz ablasını aramak ister. Numarayı çevirir olaylar gelişir.


agresif teyze: aaloooo
yaz: ( karşıdakinin ablası olmadığını ilk a harfinde anlamıştır) aaaa afedersiniz yanlış aradım ben
agresif teyze: kimi aradınıız
yaz: (sanane be kadın demek ister ama) hanımefendi kusura bakmayın yanlış numara oldu
agresif teyze: e madem yanlış arıyonda niye bu numarayı arıyon?
yaz: (hönk) peki


Aslında gerçekten agresif teyze haklıdır. 18.000.000 Türk Telekom abonesi olduğunu varsayarsak yaz, 17.999.999 aboneden birini de arayabilirdi pek tabi ki.

19 Nisan 2006

En içimden gelen...

Adalet = Yaşadığımız gezegende bulmaktan ümidimi kestiğim, ne yazık ki aramaktan da vazgeçtiğim mevhum.

17 Nisan 2006

Çok yazık...

Bugün öğrendiğim bir olay beni şok etti. Sevgili Crystal' in başına gelen şey hepimizin başına gelebilirdi. Bu konu hakkında çok konuşmama gerek yok zaten crystal ve bazı arkadaşlar bloglarında bu konuyu çok güzel anlatmışlar ve yorumlar yapmışlar. Ben genel olarak medya konusuna değinmek istiyorum. Bir ülkenin en önemli organlarından biridir medya bence. Çünkü her kesimden her yaştan insana ulaşabilir. Bu kadar önemli bir varlığın böyle yalan haberlerle insanları yanıltması affedilir şey değil. Bir gece, kendi halinde eğlendikten sonra bir club tan çıkan gençleri buranın tanıtımını yapıyoruz resminizi çekebilirmiyiz diye kandırdıktan sonra, bu gençlik nereye gidiyor, küçük yaştaki kız çocukları gecenin bir yarısı sokaklarda gece clublerinde eğleniyor diye haber yaptıklarını duymuştum bir arkadaşımdan. Bir tatil beldesinde yolda yürüyen gençlerin resmini çekip Türk gençleri turist kızları rahatsız ediyor diye haber yaptıklarınıda duymuştum. Okumadım görmedim doğrumu bilmiyorum ama böyle şeyleri duyunca hiç kimseye güvenilmeyecekmi diye düşünüyorum. Tabiki bütün basını suçlamamak lazım. Hepsinin öyle olduğunu zannetmiyorum. Kurunun yanında yaşta yanıyor belki. Medya bence çok çok büyük olan gücünü Türk halkına daha faydalı şeyler için sarfetse ne güzel olurdu. Yazık çok yazık...

14 Nisan 2006

Çocuk sadece öğrenir...

Aşağıdaki yazıyı bir arkadaşım göndermiş bana. Yazılanlar doğru bence çünkü ebeveynler karakterlerimizin oluşma sürecinde fazlasıyla rol oynuyor. Ailenin, çocuğun kişiliği üzerindeki etkisi inkar edilemez. Çocukların fiziksel sağlığının yanında, kafa ve ruh sağlığı da düşünülüp ona göre eğitim verilmeli ki hasta toplumlar oluşturmayalım. Velhasıl güzel bir yazı.



Eğer;
Bir çocuk sürekli eleştirilmişse, Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk kin ortamında büyütülmüşse; Kavga etmeyi öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa, sıkılıp, utanmayı öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk devamlı utanç duygusuyla eğitilmişse, kendini suçlamayı öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse, sabırlı olmayı öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse, kendine güven duymayı öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse, takdir etmeyi öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse, adil olmayı öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse, inançlı olmayı öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk kabul ve onay görmüşse, kendini sevmeyi öğrenir.

Eğer;
Bir çocuk ailede dostluk ve arkadaşlık görmüşse, bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Doroty L. NOLTE

13 Nisan 2006

Pizzanın suçu

Dün gece saat:22:30 dan sonra yediğim pizzanın acısı hala içimde. Yediğim pizzada bulunan tahmini 800 kaloriyi düşünürsek ağlasam yeridir. Oysaki her daim yeni kararlar arefesinde olan ben, akşam mümkünse 20:00 den sonra yemek yememe, bol su içme, sağlıklı beslenme ve kocişi sağlıklı beslendirme konularında, velhasıl evlendikten sonra nasıl ve neden oluştuğunu anlamadığım yaklaşık 6-7 kilo fazlalığımdan artık kurtulmak üzere kesin ve kati olarak kendime sözler vermiştim ki fazlalıkların 3 kilosunu tamamen kendi çabalarımla vermiş bulunmaktayım fakat o hain pizzayı yerken nerelerdeydi benim azimli ve de iradeli olmak için çırpınıp duran ruhum bilmiyorum. Ama yok bu yaz giymek istediğim pembe elbisem beni bekliyor ve halihazırda sanki bana ait değilmiş de emanetmiş gibi dolabımda duran, fekat atılmaya kıyılmayan elbiselerim, pantolonlarım, eteklerim. Bekleyin beni canlarım bu yaz hepicinizi büyük bir zevkle giyicem...

10 Nisan 2006

Çocukluğum...

Bizim jenerasyonun çocukluğu şimdiki çocuklara göre daha eğlenceliydi bence. En azından benimki öyleydi. Özgürdük birkere. Eve hapsolmadan yaşadık çocukluğumuzu. Mahalle arkadaşlarımızla ip atlayıp seksek oynayabildik. Mesela sağanak yağmurda çıplak ayak koşmanın tadını biliyorum ben. Bayramlık kıyafetlerimizi giyip kapı kapı dolaşıp şeker toplardık. Uykudan önce vardı ki ben izlemeden uyumazdım.

Clementine vardı. Belki de izlediğim en fantastik çizgi filmdi. Her an aksiyon vardı içinde. Ürkütücüydü biraz benim için. Ama yinede heyecanla beklerdim clementine saatini. Birde pazar günleri trt1 de yayınlanan, kahvaltı saatlerine denk gelen western leri beklerdim sabırsızlıkla. Susam sokağı vardı birde. Her nekadar içindeki şarkıları aptalca bulsam da :)) severdim yine de.

Sonra harçlıklarımı harcadığım leblebi tozları ve kuş lokumları. Güzeldi çocukluğum. Canım hiç sıkılmazdı. Herzaman yanımda arkadaşlarım vardı.

Geçti ve gitti. Ne çok şeyi değiştirdi yıllar. Annem ve babam gençti. Oysa şimdi ben bile yolu yarıladım.

04 Nisan 2006

Anadolu Kavağı Gezisi...

Pazar günü eşimle Anadolu Kavağı na gittik. Süper güneşli bir hava vardı. Yazın gelmekte olduğunu birkez daha hissettik. Herkes kendini dışarı atmıştı sanki. Yol kenarlarındaki küçücük çimenlerde bile insanlar piknik yapıyordu. İnsanoğlunun doğaya olan özlemini birkez daha anladık.

Cenevizlilerden kalan kaleye çıktık. Muhteşem bir manzara vardı. Boğaza kuşbakışı bakan bir tepeye kale inşa etmişler. Surlar hala sapasağlam ayakta. Kale duvarlarında üzerinde semboller bulunan taşlar vardı. Biz bu taşların fotoğraflarını çekinceye kadar kimsenin dikkatini çekmemişti. Eşim taşların fotoğraflarını çekerken yanında fotoğraf makinalı birsürü insan belirdi:))

Old boy

Kore sinemasının şahlandığı şu yıllarda, benim ve kocişimin kanını donduran, şaşırtan, kamyon çarpmışa çeviren, günler sonra bile aklımıza geldiğinde bir kez daha dehşete düşüren bir film old boy. Bir kere senaryo çok ilginç. Hiç akıla gelmeyecek bir sonu var. Başından bitişine kadar merak ettiren bir film. Oyuncular da çok iyi. Günler sonra hatırlarken bile mide bulantısıyla karışık iyi oyunculuk izlemenin verdiği, değişik duygular hissettiren asap bozan bir film . 18 yaşından küçükler 60 yaşından büyükler izlemesin :)...

03 Nisan 2006

Hayııırrrr...

Blogumu daha bugün açtım. Bu hevesle de google da yaz bitmesin diye bir aratayımda bakayım blogum geliyormu dedim vee oda nee bir sürü sayfa geldi. Gözlerime inanamadım meğer İclal Aydın Yaz bitmesin diye bir kitap çıkartmış. Off allahım yaa nasılda sevinmiştim böyle güzel bir isim buldum bloguma diye. Neyse yapcak birşey yok valla billa bilmiyordum:((

hapur hupur

Bir arkadaşım göndermiş. Badem ezmesi bebişler. Allahım bunlara nasıl kıyılır nasıl yenir :))


Şanslı(mı)yız...


Bu devirde kadın olmak daha mı zor acaba diye düşünüyorum bazen. Kendimden biliyorum çok yorucu geçiyor günlerim. Evin işi bir yandan çalışmak öte yandan. Bir de çocuk olunca nasıl bu tempoya dayanırım hiç bilmiyorum. Annelerimize yada annanelerimize göre ise biz şanslı nesiliz. Onların zamanında elektronik ev aletleri yokmuş. Çamaşırlar ellerde yıkanırmış. Bulaşık onlar için iş bile değilmiş. Kalorifer sistemleri olmadığı için sobalarla ısınırlarmış. Birde sabahın köründe ve soğuğunda kalkıp soba yakmaya çalışırlarmış, odun kömür taşırlarmış. Evlerinin içinden su tesisatları geçmezmiş ozamanlar. Belki kilometrelerce su taşırlarmış. vs. vs. Peki şimdi herşey kolay mı? İşten yorgun argın gelip yemek için birşeyler hazırlamak. Evin herzaman derli toplu vede temiz olmasını sağlamak. İşyerinde başarılı olmak ve iyi kariyer yapabilmek için çok çalışmak çok çalışmak çok çalışmak... Haa birde bütün bunların arasında çocuk doğurup onun mükemmel bir şekilde yetişmesini sağlamak. Eğitiminden beslenmesine, sosyalleşmesinden psikolojisini düşünmeye kadar herşeyiyle ilgilenmek. Ama yine de mutlumuyum? çoookkk mutluyum. Çok sevdiğim deli gibi aşık olduğum bir eşim, bayıldığım bir evim, iyi de bir işim var. Allahtan daha ne isterim ki :)
Free Counters
--------------------------------------------------------------------------------
eXTReMe Tracker
-------------------------------------------------------------------------------